Özgün Law Firm

Özgün Law Firm

ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI SONRASINDA İŞVERENİN SOSYAL GÜVENLİK KURUMU VE İŞÇİ YAKINLARINA KARŞI MADDİ TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI SONRASINDA İŞVERENİN SOSYAL GÜVENLİK KURUMU VE İŞÇİ YAKINLARINA KARŞI MADDİ TAZMİNAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ

İş kazası sonucunda hizmet akdiyle çalışan sigortalının ölmesi durumunda sigortalının yakınları işverenden maddi tazminat niteliğinde cenaze gideri, tedavi gideri, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilmekte, Sosyal Güvenlik Kurumundan ise yine maddi tazminat niteliğinde aylık ve gelirler, cenaze ödeneği ve tedavi gideri alabilmektedirler. Sosyal Güvenlik Kurumu yaptığı ödemelerin bir kısmını iş kazasının oluşumunda kusuru ya da kastı var ise işverene rücu edebilmektedir. Sosyal Güvelik Kurumunun yaptığı ödemeleri işverene rücu etmesiyle birlikte bazı durumlarda işçiye maddi tazminat olarak mükerrer ödemeler yapılabilmekte ve işveren aynı nitelikteki tazminatı hem Sosyal Güvenlik Kurumuna hem de işçi yakınlarına ödemek durumunda kalabilmektedir.

Bu durumun ortadan kaldırılabilmesi amacıyla Türk Borçlar Kanunun 55. Maddesine ‘’ Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.’’ hükmü getirilmiştir. Hükmün mefhumu muhalifinden, rücu edilebilen sosyal güvenlik ödemelerinin işveren tarafından işçi yakınlarına verilebilecek maddi tazminat miktarından tenzil edilebileceği anlaşılmaktadır.

İş kazası sonucunda ölen işçi yakınlarına Sosyal Güvenlik Kurumunca kısa vadeli sigorta kollarından ölüm geliri bağlanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu da iş kazasının oluşumunda işverenin kusuru var ise ödediği ölüm geliri bedelini işverenin kusuru oranında işverene rücu edebilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumundan ölüm geliri alan işçi yakınlarının aynı zamanda işverenden de destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakları vardır. İşçi yakınlarının açacağı destekten yoksun kalma tazminatı davasında işverenin Sosyal Güvenlik Kurumunun rücu etmesi sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumuna ödediği miktarın tenzil edilmesi gerekmektedir. Zira hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen ölüm geliri hem de işveren tarafından ödenecek olan destekten yoksun kalma tazminatı maddi tazminat olarak aynı niteliktedir. Bu düzenleme olmasaydı işveren, hem işçi yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ödeyecek hem de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına ödenen ölüm gelirini kusuru oranında Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekti. Aynı zamanda işçi yakınları da hem Sosyal Güvenlik Kurumundan hem de işverenden aynı nitelikte mükerrer ödeme alabilecekti.

Türk Borçlar Kanunun 55. maddesine göre hangi Sosyal Güvenlik Kurumu ödemelerinin işçi yakınlarının işverene karşı açacağı maddi tazminat davasında tenzil edilebileceğinin belirlenebilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına yapılan ödemelerin neler olduğu ve bu ödemelerin niteliğinin bilinmesi gerekmektedir.

Sosyal güvenlik sistemimiz 5510 sayılı kanun uyarınca hizmet akdiyle çalışan sigortalılara kısa vadeli sigorta kolları, uzun vadeli sigorta kolları ve genel sağlık sigortası olmak üzere üçlü bir yapıyla sosyal güvence sağlamıştır. Kısa vadeli sigorta kolları kendi içerisinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık hali olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Uzun vadeli sigorta kolları ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Genel sağlık sigortası ise üçüncü bir ayrımda düzenlenmiştir.

İŞ KAZASI SONUCUNDA ÖLÜM VE KISA VADELİ SİGORTA KOLLARI

Hizmet akdiyle çalışan sigortalının iş kazası sonucunda ölmesi durumunda sigortalının yakınlarının kısa vadeli sigorta kolu olan iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolu uyarınca yararlanabileceği haklar şunlardır;

-        Sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölümü halinde, hak sahiplerine gelir bağlanması,

-       Cenaze ödeneği verilmesi,

-       Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneğinin verilmesi.

Hizmet akdiyle çalışan sigortalının kısa vadeli sigorta kollarının sağladığı haklardan faydalanması için belirli gün sigortalı olması ya da belirli gün prim ödemesi gerekmemektedir. Bu nedenle hizmet akdiyle çalışan sigortalı işe başladığı ilk gün iş kazasına uğrasa dahi kısa vadeli sigorta kollarının sağladığı haklardan yararlanabilmektedir.

Görüleceği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler maddi zararın tazminine yöneliktir.

5510 sayılı kanunun 21. maddesi uyarınca ‘’ İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. ‘’ kısa vadeli sigorta kolundan işçi yakınlarına ödenen gelirler işverenin kusuru oranında işverene rücu edilebilmektedir. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına kısa vadeli sigorta kollarının sağladığı haklardan bağlanan gelirler işçi yakınlarının işverene karşı açacağı maddi tazminat davasındaki taleplerden tenzil edilecektir.

İŞ KAZASI SONUCUNDA ÖLÜM VE UZUN VADELİ SİGORTA KOLU OLAN ÖLÜM SİGORTASI

Hizmet akdiyle çalışan sigortalının iş kazası sonucunda ölmesi durumunda sigortalı yakınlarının uzun vadeli sigorta kolu olan ölüm sigortasından yararlanabileceği haklar ise şunlardır;

Ölüm aylığı bağlanması,
Ölüm toptan ödemesi yapılması,
Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
Cenaze ödeneği verilmesi.

Ancak, hizmet akdiyle çalışan ve iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda ölen sigortalının yakınlarının uzun vadeli sigorta kolunun sağladığı haklardan faydalanabilmesi için ölen sigortalı adına en az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması gerekmektedir.

Uzun vadeli sigorta kolundan bağlanan ölüm aylığı bedeli ise işçi yakınlarının işverene karşı açacağı maddi tazminat davasında hükmedilecek bedelden tenzil edilememektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.11.1979 gün ve E. 1977/4-1110-K. 1979/1395 sayılı kararında uzun vadeli sigorta kolundan bağlanan ölüm aylıklarının haksız eylemin yol açtığı tazminattan indirilmemesinin gerekçesi şöyle açıklanmıştır;

“Sosyal Sigortalar Kurumun’ca davacı eşe, yalnızca ölüm sigortası dalından dul aylığı bağlanmış bulunması, Kurumca bağlanan bu yardımın belirli bir süre sigortalı olma ve prim ödemiş bulunmasından ileri gelmesi, desteğin ölümüne neden olan haksız eylemin sebep olduğu zararla Kurumca bu vesile ile sağlanan yarar arasında uygun illiyet bağının bulunmaması, hukuki dayanaklarının farklı oluşu ve açıklanan denkleştirme kuralının esasları hep birlikte göz önünde tutulduğunda ölüm sigortasından davacı eşe kurumca bağlanan dul aylığının haksız eylemin sebep olduğu zarardan düşülmesi gerekmez. Esasen Sosyal Sigortalı ile onun hak sahiplerini sigortalılığın sona ermesinin iktisadi sonucundan korunmak amacını güder. Sigortalı olma sonucu sağlanan bu yardımlardan haksız eylem sorumlularının yararlanmalarını haklı kılacak bir hukuk kuralı da yoktur. Sosyal Sigortalar Kurumu’nun ölüm sigortasından sağladığı yardımlardan dolayı yardım ettiği kişiye halef olacağına dair yasada bir hüküm de olmadığından haksız eylem sorumluları mükerrer ödeme durumunda da kalmayacaklardır” denilmiştir.

Sonuç olarak uzun vadeli sigorta kolundan bağlanan ölüm aylığı geliri belirli süre prim ödeme veya belirli süre sigortalı olma ve prim ödeme şartına bağlı olmasının yanında 5510 sayılı kanunda ölüm aylıklarının işverene rücu edilebilmesine dair özel hüküm bulunmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına ödenen ölüm aylığı bedelleri işverene kusuru olsa dahi rücu edilememektedir. Bu nedenle rücu edilemeyen bedeller de işçi yakınlarının işverene karşı açacağı maddi tazminat davasında ödenecek tazminat bedelinden tenzil edilememektedir.

İŞ KAZASI SONRASINDA YAPILAN TEDAVİ HARCAMALARI

İş kazası sonrasında oluşan ölüm neticesi meydana gelene kadar bir takım tedavi harcamaları yapılmış olabilir. Bu tedavi harcamaları ise kısa vadeli veya uzun vadeli sigorta kollarının sağladığı haklardan değil, bir başka sigorta kolu olan 5510 sayılı kanunun 60. maddesinde düzenlenen ‘Genel Sağlık Sigortası’ kolundan karşılanmaktadır. Yapılan tedavi harcamaları tamamen Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmakta olup işverene rücu edilememektedir. Zira 5510 sayılı kanunda genel sağlık sigortası kolundan Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılacak olan ödemelerin işverene ya da üçüncü kişilere rücu edileceğine dair hüküm bulunmamaktadır. İşçi yakınlarının da tedavi harcamalarını Sosyal Güvenlik Kurumundan karşılaması sebebiyle ayrıca işverenden tedavi harcamaları sebebiyle maddi tazminat talep etmeleri mükerrer ödeme söz konusu olacağından mümkün değildir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2015/18909 E. 2016/15528 K 26.12.2016 Tarih sayılı kararında ‘’ İş kazası sebebiyle davacı tarafça yapılan tedavi giderinden işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir. Gerçekten sarf tarihinde yürürlükte bulunan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası; iş kazası sebebiyle işverenin sigortalısına karşı, işe Kurumca el koyuncaya kadar sağlık yardımlarını yapma ve vizite kağıdı düzenleme dışında bir yükümlülüğünü hükme bağlamamıştır. Aksine, iş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımları ile Kurumun sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Sözü edilen Kanun'un iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolunun getiriliş amaç ve nedeni; sigortalıların belirtilen türde bir zararla karşılaşmaları halinde, onları doğrudan koruma altına alma ve kendilerine yardım yapacak Kuruluşu belirlemektir. Bu duruma göre, bir iş kazası nedeniyle, sigortalının başvuracağı mercii kendisini bu yönden güvenceye alan, Kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında; artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, kurum doğrudan devreye girer. Esasen işveren de belirtilen sigorta kolu sebebiyle Kanun'un belirlediği orandan prim ödemek ve ayrıca koşulları varsa, Kurumun yaptığı harcamaları kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, gerek sigortalı ve gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar. Belirtilen nedenlerle, davalı işverenin tedavi giderlerinden sorumlu tutulması, usul ve yasaya aykırıdır.’’ Denilmiştir.

Sonuç

İş kazası sonrasında ölen işçilerin yakınlarına yalnızca kısa vadeli sigorta kollarından bağlanan gelirler ve ödenekler işverenin kusuru oranında işverene rücu edilebildiğinden dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işverene açılan rücu davasında işçi yakınlarına ödenen bedellerin kısa vadeli sigorta kolundan mı yoksa uzun vadeli sigorta kolundan mı ödendiği sorulmalıdır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına yapılan ödemeler uzun vadeli sigorta kolundan yapılmış ise bu ödemelerin işverene rücu edilebilmesi mümkün değildir.

Yine tedavi giderlerinin işverene rücu edilmesi genel sağlık sigortası sigorta kolunda rücu ilişkisine dair hüküm olmadığı için mümkün değildir. İşçi yakınları da bu giderleri Sosyal Güvenlik Kurumundan tahsil edebildiği için işverenden tedavi gideri adı altında maddi tazminat talep edememektedirler.

İşçi yakınlarının işverene karşı açacağı maddi tazminat davasında Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan ödemeler dosyaya sunulmalı ve belirlenecek olan tazminat bedelinden Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan ödemelerin tenzil edilmesi istenilmelidir.

İşverenin hem Sosyal Güvenlik Kurumuna hem işçi yakınlarına aynı nitelikteki maddi tazminatı mükerrer olarak ödememesi için iş kazası sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumunun işçi yakınlarına yapacağı ödemeyi ve Sosyal Güvenlik Kurumunun kendisine rücu edeceği miktarın belirlenmesini beklemelidir. İşveren Sosyal Güvenlik Kurumunun yapacağı ödemeyi beklemeden işçi yakınlarına maddi tazminat niteliğinde ödeme yapmış, Sosyal Güvenlik Kurumu da işverene kusuru oranında rücu etmiş ise mükerrer yapılan ödemelerin işçi yakınlarından sebepsiz zenginleşme davası ile iade alınması mümkündür.  

Bunun yanında işveren, işçi yakınlarına manevi tazminat niteliğinde ödeme yapacak ise Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçi yakınlarına yapılacak olan ödeme miktarının belirlenmesini beklemesine gerek yoktur. Zira Sosyal Güvenlik Kurumu işçi yakınlarına yalnızca maddi tazminat niteliğinde ödeme yapmakta ve yaptığı bu ödemeden işverene kusuru oranında rücu edebilmektedir.

 

Av. Oğuzcan Görgöz

MAKALEYİ PAYLAŞIN
MAKALEYİ YAZDIRIN